Uzay Kulübü

Ödüllü Resimler Albümü

 

 merve_salci

 

Ulusal ve Uluslararası Yarışmalarda

Ödül alan Resimler TIKLAYIN

Kimler Sitede

0 Kayıtlı (lar) ve 0 Ziyaretçi (ler)
Nobody

pardus

Pardus... Özgürlük İçin...
ANASAYFA arrow REHBERLİK arrow Sınav Kaygısı
Sınav Kaygısı Yazdır e-Posta
SINAV KAYGISI VE MÜKEMMELİYETÇİLİK

Üstün Yetenekli Çocukların eğitim programlarının geliştirilmesi için normalden farklı olan bu öğrencilerin özelliklerinin iyi bilinmesi, güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılması gereklidir. Bunu öğrencilerin eğitimine katkı sağlayan Okul, Bilim ve Sanat Merkezi, Dershane ve Aileden oluşan kurum ve kişilerce yapılması gerekir.

Üstün yetenekliler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar genellikle, kişisel stres, sosyal uyum problemleri, yanlızlık, benlik kavramı karmaşası, mesleki seçim zorluğu, akran baskısı, ve mükemmeliyetçilik gibi alanlar üzerinde yoğunlukla durulmaktadır. Bunun nedeni olarak, ÜYÇ’ların başarılarını etkileyen en önemli etmenin psikolojik yönden zayıflıklarıdır. Buna sebep olan, normal yaşam şartları veya çevrenin etkisidir.

 MÜKEMMELİYETÇİLİK

Mükemmeliyetçilik; mükemmelin altında seyreden herşeyi kabul edilmez olarak görme eğilimidir. Mükemmeliyetçilik çeşitli psikolojik problemlerle ilişkilidir.  Üstün Yetenekli Çocukların en önemli özelliklerinden biridir. Bilim adamları tarafından mükemmeliyetçilik çok boyutlu fakat problemli ve istenilir olmayan bir özellik olarak ele alınmaya başlamıştır.

Uzmanlar mükemmeliyetçiliğin genellikle üretkenliği,öz memnuniyeti azalttığını ve kişiler arası ilişkilerin gelişimini engelleyebildiğini göstermiştir.

Hatalara aşırı dikkat ve işin niteliğinden şüphe etme eğiliminde olan bireyleri, bir çok yazar, mükemmeliyetçi ebeveynlerin beklentileri ve değerlendirmelerine önemli düzeyde  değer atfeden bireyler  olarak tanımlamıştır. Alanda çalışan tüm bilim adamları , mükemmeliyetçiliğin temeli olarak bu ailesel ilişkiyi tanımlamıştır.

Mükemmeliyetçiliğin şartlı sevgi ve onay verilen çevrelerde yetiştiklerini test etmişlerdir. Öğrenci sevgi ve onay görebilmesi için, yüksek mükemmellikte performans göstermek zorundadır. Her başarısızlık ve hata sevginin kaybı ve ebeveynleri tarafından terkedilme riskidir.

  Sağlıklı Mükemmeliyetçilik

Başarıya ve sonuca ulaşmaya motive edicidir. Öğrenciye gözlemlenebilecek davranışlar ise, düzenlilik, bağımlı ve sosyal beceriye sahip olma, sorumluluk, amaç ve başarı donanımlı olma, yordayıcı ve uyumlu. Ebevenlerine güvenli bağlılık gösterirler.

 Sağlıksız mükemmeliyetçilik

Aşırı derecede yarışmacı olma, sosyal olarak izole olma, savunmacı, endişeli, kaygılı, mutsuz ve ulaşılmaz olma.

Başkalarına kendilerini kabul ettirmek için mükemmel olma zorunluluğu onlar için içsel bir tehdittir. Aşırı derecede, yüksek kişisel ve sosyal standartlar, düşük amaç memnuniyeti, beklentileri karşılama ihtiyacı, performansın niteliği ile ilgili şüphe.

Sağlıksız mükemmeliyetçi öğrencilerin, hata yapmaya aşırı ilgileri, öz şüyheyle tanımlanmıştır. Ailelerinin aşırı derecede eleştirel oldukları, kendilerine karşı yüksek beklentilere sahip olduklarını bildirmişlerdir.

Sağlıksız mükemmeliyetçilik öğrencinin kapasitesinin altında başarı elde etmesine, kişisel ve sosyal standartları karşılayamama, üstünlüğünü yitirme, eleştirilme endişelerinin yanında yüksek düzeyde sınav kaygısı yaşamalarına sebep olmaktadır.

 

Pozitif mükemmeliyetçilik kapasitesinin üst seviyede kullanılmasını sağlamakla birlikte başarıyı getirmektedir.

Düşük benlik saygısı, kontrol odağı, düşük öz yeterlilik inançları ve problem çözme becerileriyle sağlıksız mükemmeliyetçilik tutumları arasında bir ilişkinin varolduğu tespit edilmiştir.  

Hedef  kitlemiz olan Üstün Yetenekli Çocuklar,

·        İçe dönüktürler, İç dünyaları bu yüzden çok zengindir.

·        Akranlarından daha fazla yanlız zaman geçirirler. Onlara göre yanlız değildirler.

·        Yanlız oldukları zaman yeteneklerinin daha iyi geliştiğini düşünürler.

·        Kişiler arsı ilişkilerde uyumsuzluk yaşarlar.

·        Yaşadıkları herşeyde yoğun duyarlılık ve tepkisellik söz konusudur.

·        Yüksek düzeyde duygusal farkındalığa sahiptirler.

·        Akran gruplarından farklı hissederler ve bunu belirtirler. Bu asil davranışları yüzünden akranları tarafından dışlanırlar.

Sanasal alandan Üstün Yetenekli Çocukların zihinsel hastalıklara eğilimli oldukları görüşü bilim adamları tarafından kabul edilmektedir. Görsel sanatlar ve müzik alanlarındaki üstün yetenekli öğrencilerin genel zihinsel yetenek alanındaki  Üstün Yetenekli Çocuklardan daha fazla zorluklarla karşılaştıkları bir çok bilim adamının araştırmalarında belirtilmektedir.

 SINAV KAYGISI

Sınav kaygısı bireyin değerlendirildiğini hissettiği durumlarda istenilmeyen kuruntu ve duyuşsallık yaşantısını içerir. Sınav kaygısının etkileri, kaygının seviyesi, görevin zorluğu, öğrencinin yapabilirliliğini içeren bir çok değişken ile azaltılabilir. Düşük düzeyde sınav kaygısı öğrenciyi motive edebilir ve öğrencinin çabasını cesaretlendirme ile performansı artırılabilir. Zıt olarak, öğrencinin iyi bir performans ihtiyacı zihinsel ilerlemeyi engelleyebilir. Bu durum başarı değerlendirmesinde öğrenme görevi istenildiğinde ortaya çıkmaktadır.

Hem eğitim hemde durum faktörleri test alma sürecinden korkmayı ve sonuç anksiyetesi meydana getirmektedir. Korku algıları test sürecinde dinamik olarak değişir. Bir soruyu cevaplandıramama kuruntu bilişlerini artırması nedeniyle negatif geri bildirime sebep olabilmektedir.

 SINAV KAYGISININ BOYUTLARIDuyuşsallık

Öğrencinin kendisinin yükdek seviyeli değerlendirildiği süreçlerde verdiği fizyolojik tepkileri içerir. Hızlı kalp atışları, baş dönmesi mide bulanması, panik, sinirlilik, gerginlik. Yüksek duyuşsalık performansın azalmasına neden olmaktadır.

Bilişsel Sınav kaygısı (Kuruntu)

Öğrencinin değerlendirilme sürecinde içsel diyaloglarından, meydana gelir. Yüksek düzeyde bilişsel sınav kaygısına sahip bireylerde, ortak bir şekilde  var olan düşünceler;

Akranlarıyla kendi performansını karşılaştırma,

Başarısızlığın sonuçlarını düşünme,

Performansta düşük düzeyde yeterlilik,

Değerlendirme üzerine aşırı kuruntu

Ebeveynleri için üzüntüye sebep olma

Test için hazır olmadığını hissetme

Öz değer kaybı

 

Sınav kaygısı taşıyan öğrenciler üzerinde yapılan bir araştırmada (Depreeuw,1984) , öğrencilerin %80 düşük öz değer ve aileleri için üzüntüye sebep olma düşüncelerini bildirmişlerdir. Sınav kaygısı üzerine cinsiyet değişkenine göre yapılan araştırmalarda, bayanların erkeklere oranla daha yüksek sınav kaygısı yaşadıkları gözlenmiştir.

 

OKS ve OSS tek koşul olması, sınav sürecinin aileye ve öğrenciye büyük stres yaratmasına neden olmaktadır. Sınav başarısını belirleyen etmenler;

Önem derecesi

Sınava yüklenilen değerler

Sınavı algılayışları

Test almaya ilişkin davranışları

 

Emeklerinin karşılığını belirleyici nitelikte olan bu tür sınavlar büyük strese neden olmaktadır.

Kendilerinin ve ailelerinin (Diğerlerinin)beklentilerindeki yüksek standartları gerçekleştirme, şüphe ve hatalara ilgi gibi mükemmeliyetçilik Özellikleriyle birleştiğinde, öğrencilerde test almaya ilişkin olumsuz tutum ve duyguların gelişimini ortaya çıkarmaktadır.

Bireyler doğuştan yaşama karşı motive olmuş olarak doğarlar. Yeni doğan bebeklerin hayata olan bağlılıklarını gözlemlemek çok kolaydır. İnsanlar hatayın her aşamasında tıpkı ilk günde olduğu kadar; bazande ilk günden daha da fazla kendilerince yaşama değer katmak için çaba sarfederler. Bu denli motive olmuş bireylerin performanslarını üst derecede kullanmalarını sağlamak için tek yapmamız gereken şey, motivasyonlarına engel olabilecek unsurları ortadan kaldırmaktır. Neler mi yapılabilir;

1-      Öğrenciye Değer Vermek : Her seviyedeki öğrenciye bir birey olduğundan dolayı değer vermek. Seviye ayrımı yapmadan, seviye grupları oluşturmadan, bulunduğu toplumda önemsendiğini hissettirmek. Yokluğunun hissedildiği, ona ihtiyaç duyulduğunun farkettirilmesi. Onu testlerdeki başarısı yada başarısızlığıyla değil, ismiyle hatırlamak. Görüşlerine değerlerine saygı duymak, geleceği konusunda fikirlerini önemsemek.

2-      Beklentilerin Gerçeği yansıtması : Sınav başarısı hayatta başarılı olmak anlamına gelmez. Hayatta başarılı olmanın bir çok boyutu söz konusudur. Hayat her gün bir sınav gibidir aslında. Hergünü bu denli yoğun olan insanın kendini gerçekleştirerek, kendini tam olarak hayata yansıtmasından daha iyi bir performans olamaz. Bu nu sağlayacak yegane unsur, bireyin hiçbir engele takılmadan kendi performansını maksimum düzeyde kullanmasıdır. Engel olarak karşımıza çıkan,  başarımızı büyük oranda etkileyen yönümüz, ruhsal durumumuzdur. Ruhsal durumumuza etki eden unsurlar ise, aile, arkadaşlar ve çevre dir.

Aile ve çevrenin(Okul, Dershane, vs.)yanlış tutumlarını ortadan kaldırırsak bir çok problemi aşmış oluruz.

Ailelerin başarı konusunda sınırları yoktur. Aynı şekilde dershane ve okulların, çünkü iyininde mutlaka daha iyisi vardır. Yani çevre öğrencilerimizden daha mükemmeliyetçidir. Bu öğrencilerimizde aşırı kaygı, stres oluşmasına neden olmaktadır. Bu konuda alınacak önlem çok boyutlu olmak zorundadır. Tek boyutlu alınacak önlem olumsuzluğun belki şiddetini azaltır.

Bireysel başarının gündeme geldiği ve önemsendiği günümüzde kitlesel başarıyı yakalamak çok güçtür.

Dershanelerde uygulanan asansör sistemi, birincilere verilen burslar, arabalar, basın yayın organlarında yer alma, kitlesel başarı için engeldir. Her dershane il ve ülke birincisi çıkarmak için, diğer öğrencilerini yarışta kaybetmeyi göze almaktadır. Seviye sınavlarının yapıldığı, ilk yirmiye giren öğrencilerin A şubesine , ikinci yirmiye giren öğrencilerin B şubesine, üçüncü yirmiye giren öğrencilerin C şubesine alındığı, bir sonraki sınavda tekrar aynı sistemle sınıfların belirlendiği, eğitim ortamlarında yetişen bireylerde sağlam bir ruh yapısı beklenemez. İnsanın doğasına aykırıdır. Herkes birbirinin rakibi, A sınıfının haricindekilerin üniversiteyi veya OKS yi kazanması zaten imkansız, siz eğer performansınız düşerse tekrar kazanamayanların yanına gideceksiniz, alt düşüncelerinin dolaştığı eğitim ortamı olamaz..İşin kötüsü tüm dershaneler bunu uyguluyor. Bunu hangi bilimsel araştırmaya dayandırdıkları, hangi eğitim felsefesinin ürünü olduğu, pedagojik açıdan faydalarının neler olduğu anlatılmadan, sadece birbirinden görme metodlarla uygulanması çok acıdır.

Bir eğitimci olarak insanlara bu işkencelerin çektirilmesi ve bunuda  sınav kazandırmaya yönelik bir uygulama olduğunun söylenmesi çok acıdır. En değerli varlığınız olan çocuklarınızı yönlendirecek, destek olacak, motive edecek en önemli kişilersiniz. Onlara yaklaşımınız çok önemlidir. Güçlü yönlerini ön plana çıkarıp, zayıf yönlerinde destek olarak , motive ederek başarmasını sağlayabilirsiniz.

Birey fiziksel ve ruhsal olarak bir bütündür. Bu iki yönünde dengeli olarak beslenmesi gerekir. Yapılan bilimsel araştırmalarda Sınav başarısındaki zihinsel süreçlerin oranı  %30 ,  ruhsal süreçlerin oranı ise %70 dir. Üstün ve özel yetenekli bireylerin ruhsal süreçlerini desteklemeniz onların başarısında normal öğrencilerden daha fazla artışa sebep olmaktadır.

Öğrencilerimize azim ve güç kazandırmanız dileğiyle.

 

Bu metni hazırlamaktaki çıkış noktamız 2006 yılında yapılan OKS ve OSS sınavlarındaki Üstün ve Özel Yetenekli öğrencilerin başarı durumlarını değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan verilerdir.

 

SONUÇ 1 : OKS ‘ye giren öğrencilerimizin , BİLSEM’e girişlerindeki grup tarama testi sonuçları ve IQ testi sonuçlarıyla OKS puanları , BİLSEM’e devam durumları değişkenine göre karşılaştırılmıştır. BİLSEM’ e devam eden öğrencilerin sınav başarılarının üst seviyede olduğu ve % 100 ünün hedefleri olan Fen Liselerine yerleştikleri tespit edilmiştir. Grup tarama testi, IQ seviyesi Fen Lisesine giren öğrencilerden yüksek olmasına , sınav sürecinde BİLSEM ‘e devam etmeyen 3 öğrencimiz Fen Lisesine yerleşememiştir.

 

SONUÇ 2  : Fen Lisesi son sınıfta okuyan 6 öğrencimiz 2006 yılında OSS ‘ ye girmiş, bunlardan 1 tanesi yerleştirilmiş, diğerleri ya tercih yapmamış yada tercih ettikleri alanın aldığı puandan daha düşük puan almışlardır.

            Fen lisesinde okuyan öğrencileirimiz yatılı kaldıklarından dolayı 3 yıldır BİLSEM’e devam etmemektedirler.  Fen Lisesine girerken türkiyenin ilk 3-4 bin öğrencisi arasına giren bu Üstün ve Özel yetenekli öğrencilerin OSS sınavında ilk 6-7 bin arasına girememeleri, onlara psikolojik desteğin yeterli olmadığını veya sınav kaygılarının çok arttığı söylenebilir.

 

KAYNAK:

ÖZBAY, Yaşar, MISIRLI Özlem, “Üstün Yetenekli Çocuklarda Mükemmeliyetçilik, Sınav

                                                         Kaygısı, Benlik Saygısı, Kontrol Odağı, Öz Yeterlilik ve

                                                          Problem Çözme Becerileri İlişkisinin İncelenmesi”

                                                          Yüksek Lisans Tezi, 2003

 

BAŞVURUNU YAPTIN MI?

 

BU BENİM ESERİM PROJE YARIŞMASI

"Matematik ve Fen Bilimleri" 

Milli Eğitim Bakanlığımızın her yıl düzenlemiş olduğu İlköğretim Okulu Öğrencilerine yönelik proje yarışması başlamıştır. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen yarışmada ilk iki yıl pilot illerde uygulanmış olup son iki yıldır ülke genelinde düzenlenmektedir. Her yıl BİLSEM öğrencilerinin çeşitli projelerle katıldığı yarışmada bu yılda çeşitli projelerle öğrencilerimizin başvuruları beklenmektedir.

Bakanlığımızın Ankara Final sergisine katılan tüm öğrencileri ödüllendirmektedir. ayrıntılı bilgi ve örnek projeler için

http://earged.meb.gov.tr/bubenimeserim/  adresine bakabilirsiniz.