meblogo_2.jpg
 

Twitter

Nihan Dilan CANTÜRK

Nihan Dilan CANTÜRK
BENİM TRABZON'UM
 
Diğer Yazıları

Muhammet Enes TOPALOĞLU

Muhammet Enes TOPALOĞLU
Tarih, Unutulunca Tekerrür Eder; Unutmamak İçin Okumak
 
Diğer Yazıları

Gönül Nur DEMET

Gönül Nur DEMET
SUSKUN KAPILAR
 
Diğer Yazıları

Hilal GÜNGÖR

Hilal GÜNGÖR
İLKBAHAR BİR BAŞKADIR
 
Diğer Yazıları

Bilim Kampımızı Destekleyenler

TRABZON VALİLİĞİ

TRABZON BELEDİYESİ 

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 

AKÇAABAT KAYMAKAMLIĞI

AKÇAABAT MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

TRABZON TİCARET ve SANAYİ ODASI

KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 

TRABZON DEFTERDARLIĞI

 

 

 

 

 

 

 merve_salci

 

Ulusal ve Uluslararası Yarışmalarda

Ödül alan Resimler TIKLAYIN

TRABZON Yazdır E-posta
Mart ayının sonları…  Rüzgârlı bir günde Boztepe’deyiz. Gördüğümüz manzara karşısında şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. Çünkü beklediğimiz manzara bu değildi doğrusu. Yemyeşil Karadeniz’in yeşilini görmek neredeyse imkânsızdı. Oysaki biz ağaçlarla örtülü bir şehir bekliyorduk. Gözümüze ilişen birkaç küçük park alanı ve bazı eski evlerin bahçelerinin dışında koca şehirde ağaç görmek mümkün değil. Olanlarda düzensiz şehrin binaları arasında kaybolmuştu.

Boztepe’ye çıkınca adeta ayaklarınızın altında imiş gibi görünen Trabzon şehir merkezi ile birlikte uçsuz bucaksız Karadeniz bakışlarınızı esir alır. Gözlerinizi bu maviliklerde gezdirdikten sonra bakışlarınızı Trabzon limanına demirlersiniz. İlk dikkati çeken şey limandaki suyun rengi ile denizin rengi arasındaki fark. Gemilerden sızan yağ denize karışıyor ve çok kötü bir görüntü oluşturuyordu. Hemen limanın gerisinde Çömlekçi ve Esentepe mahallelerinde binaların çoğu birbirine girmiş durumda;  sıvanmamış ve boyanmamıştı. Çarpık kentleşme sadece bu mahallelerde değil, şehrin her yerinde göze çarpıyordu. Şehirde gezerken göremediğimiz pek çok şeyi Boztepe’den gördük. Karadeniz’in incisi Trabzon bu olmamalıydı ve bu gidişe en kısa zamanda bir son verilmeli. 

Eski binalar yeni binaların ardına saklanmış gibi. Sanki onları görmemizi istemiyorlar. Bunun nedenini biraz anlamış gibiyiz. Yenileri eski binalar gibi olmadıklarından, ağaçlarla dolu bahçeleri bulunmadığından, hiç özen gösterilmeden yapıldıklarından dolayı onları kıskanıyorlardı ve onların fark edilmesini istemiyorlardı belki de.

Şehre bakarken binaları birbirinden ayırt etmek imkânsız gibi. Peki, hiç düşündünüz mü? Yabancı bir turist gelse, Boztepe’den şehre doğru baksa kendi kaldığı oteli ayırt edebilir miydi? Bu sorunun cevabı çok açık. En azından diğer binalardan bir farkının olması lazım değil mi?  . Peki, bu turist, ülkesinde böyle bir şehrin tanıtımını yapar mı? Yapmayacağına ve şehirlerin gelişmesi biraz da turizme bağlı olduğuna göre bu şehirden gelişmesini nasıl bekleyebiliriz.

Bu arada övünmek gibi olmasın, şehrimizin sokakları da çok dardır. Üstelik bu sokaklardaki elektrik direkleri sokağa başka bir güzellik katar. Kaldırımlarımızın orta yerine dikiveririz bu direkleri. Yürümek o kadar zordur ki insanlar işlerine yetişebilmek için ışınlanmaya ihtiyaç duyabilirler. Şehrimizin otoparklara olan ihtiyacını bu kaldırımlardaki ve yol kenarlarındaki araçlardan anlayabilirsiniz.  Bu yüzden sakın Trabzon’a aracınızla gelmeyin. Çünkü aracınızı park edecek yer bulamazsınız. Yolun kenarına park etmek isteseniz sizden otopark ücreti almaları da mümkün. Bu daracık sokaklarda aracınla gezmeye kalksanız bile karşı yönden gelen bir araca yol vermek zorundasınız. Ayrıca bu sokakların hemen hiçbirinden, denize bu kadar yakın olmalarına rağmen, denizin kokusunu alamaz, denizi göremezsiniz.  

Lunaparkları sever misiniz? İçinde çok güzel oyuncaklar olan kocaman bir lunaparka gitmeyi hepimiz isteriz. Oysaki Trabzon’daki lunapark yeterli değil. Yani şehrimizde çocukların güzel zaman geçireceği bir oyun alanı bulunmamakta. Parklarımız da sadece yazın güneşli havalarda kullanılabilmekte ve sadece yetişkinlere yönelik. Biz küçükler hep ihmal ediliyoruz.

Şehrimizde ulaşım imkânlarının yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Şehrimizde hâla bir raylı sistem bulunmamakta. Şehrimizde ulaşım daha çok minibüslerle sağlanmaktadır. Toplu taşıma araçlarının sayısı ise minibüslerin yanında pek azdır. Minibüslerin yanında özel arabalar trafiği daha da yavaşlatmaktadır.

Ama her şeye rağmen Trabzon’un yüzü gün geçtikçe değişmekte, sorunların giderilmesi için daha çok çaba harcanmakta; bu da bizim şehrin geleceğine umutla bakmamızı sağlamaktadır.

Şehrimize yolunuz düşerse veya bu şehirde yaşıyorsanız yine de daracık ama cıvıl cıvıl sokaklarımızda dolaşmayı; Atatürk Köşkü, Ayasofya Müzesi, Gülbahar Hatun Camii, Ortahisar, Sümela Manastırı gibi tarih kokan mekânları görmeyi; Uzun Göl’e, Çal Mağarasına gitmeyi, hamsi, sütlaç yemeyi; Atatürk Köşkü’ne gittiğinizde bahçesinde ve Boztepe’de çay içmeyi, Trabzonspor’un bir maçını seyretmeyi; yayla şenliklerinde kemençe dinleyip horon oynamayı ihmal etmeyin. 

HAZIRLAYANLAR:Mürşide YAYLI & Mehmet Eren NALÇACI

 
Sonraki >
CSS Valid XHTML Valid
Designed by RocketTheme