|
İnsanlar çok yönlü ve farklı yeteneklere sahiptirler. Bu yetenekleri onların hayata tutunacakları meslekleri seçmelerine de yardımcı olur. Yetenekleri doğrultusunda işlerde çalışan bireyler hayatta başarılı olur, başarı da mutlu olmak için gerekli olan etkenlerden biridir. Hiç kimse sadece maddi kazanç ya da sadece toplumsal saygı için ömürleri boyunca sevmedikleri bir işte çalışmaz. Mutlaka yaşamlarının bir aşamasında yeteneklerine yönelirler.
Bireyin kendini ve yeteneklerinin farkına varması, mesleğe yönelmesinde çok etkilidir. Maalesef burada önümüze çok büyük engeller çıkmaktadır. Küçük yaşlardan itibaren karar vermede yetkin olarak görülmeyen çocuk; ileriki yıllarda da aynı muameleye maruz kalmaktadır. Bu bazen bireyin yetişkin dönemlerine kadar gitmekte, birey yaşamıyla ilgili en önemli kararları bile başkalarına bırakabilmektedir. Temelde yapılan hata ileride düzeltilmesi çok zor olan hasarlara neden olmaktadır. Küçük yaşlardan beri karar veremeyen, sorumluluk alamayan, yaşamla arasına sürekli başkalarının olduğu çocuk, büyüyünce de aynı rolü oynamaktan başka çaresi kalmıyor. Sonuçta onu kendisinden iyi tanıdığını zanneden kişilerin istediği bir birey oluyor. Hiçbir zaman kendisi olamayan birey ya ömür boyu mutsuz yaşıyor, ya onu yönetenler aradan çekilince ayakta duramıyor, ya da bir noktada yeter diyip hayata yeniden başlıyor. Bu örneklerin hepsinde birey zarar görüyor. Aslında kazanan da yok.
İnsan yaşamı bu tür hatalarla karartılamayacak kadar değerli. Çocuğuna değer vermeyen, onun yerine her işi yapan, onun yerine düşünen, onun yerine kararlar alan ebeveynler, her zaman hata yaparlar. Peki hiç mi yönlendirmeyelim? Çocuğumuzu biz çok iyi tanıyoruz. Biz onun kötülüğünü ister miyiz? Gibi birçok cümleler kuruyorsunuz mutlaka. Burada çok ince bir ayrım vardır. Alınan her kararda mutlaka çocuğun da ailenin de bir payı olmalıdır. Bu oran yaş ilerledikçe çocuğun lehine artmalıdır.
Özellikle üstün yetenekli çocuklarda, ailenin bu konudaki katı tutumları, küçük yaşlarda pek dirençle karşılanmazken, ileriki yaşlarda büyük çatışmalara neden olabilmektedir. Çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimi aynı ivme ile artmalıdır. Sadece zihinsel gelişimine önem vermek, çocuğun dengesiz gelişmesine neden olacaktır. Çocuğa küçük yaşlarda verilen sorumluluklar, görevler, akranlarınla birlikte oynanan oyunlar, yaşamsal beceriler onun fiziksel ve duygusal gelişimi için çok önemlidir. Çoğu üstün yetenekli çocukta psikomotor gelişim, duygusal gelişim, ruhsal gelişim olması gerekenden çok alt düzeydedir. Aslında üstün yetenekli bireyde olması gereken iş bitirebilme becerisi, azim, yaratıcılık ve problem çözme becerisini en çok destekleyen yönlerde bunlardır. Sadece genel zihinsel yetenek (IQ) üstün yeteneklinin hayatta başarılı olması için yeterli değildir.
İnsan doğası gereği toplum tarafından kabul edilmek, değer görmek, saygı duyulmak, sevilmek, önemsenmek ister. Kendisinden haberdar olmayan çocuk, bunu nasıl topluma anlatır. Ebeveyninin koruması altında yaşayan her şeyiyle ona bağımlı çocuk, asla birey olamaz. Birey olamayan çocukta kendini gerçekleştiremez. Kendisini gerçekleştiremeyen bireyde her zaman her alanda performans düşüklüğü yaşar.
Çocuğumuzun Performansını yükseltmek için yapmamız gereken yegane şey özgüven gelişimine önem vermemizdir. Bunu sağlamak için yüksek paralar ödemeniz gerekmiyor, hatta hiç masraf etmeden, yaşamsal süreçlerde biraz davranış değiştirmemiz yeterlidir. Çocuğun fiziksel gelişimi doğrultusunda sorumluluklar verilmeli, kendisine ait işleri yerine getirmelerine fırsat verilmeli; doğal yaşam ortamlarında yaşıtlarıyla birlikte olması sağlanmalıdır.
Etrafımız, çocuğunun bütün gereksinimlerini yerine getirerek ona iyi anne ve babalık yaptığını sanan insanlarla doludur. Oysa onlar çocuklarına en büyük kötülüğü yapmaktalar. Dünyamız, yaratıcılıkları en üst düzeyde olan, yaşamsal ve bilimsel problem çözebilen, güçlü bireylerin ayakta kaldığı bir dünya haline dönüşmektedir. Hayatında problemle hiç yüz yüze gelmeyen, sorumluluk almayan, yetenekleri doğrultusunda eğitilmeyen çocuklar 20’li yaşlardan sonra bunları kazanamaz.
Bırakın çocuklar hayatla tanışsın, problemlerle karşılaşsın, yapamasın, tekrar denesin, problemleri görsün, çözüm üretsin, denesin, kendini ve yeteneklerini tanısın. Yaşama karşı hem fiziksel özellikleri gelişsin hem de, karakteristik özellikleri gelişsin. Hayatla onun yerine siz değil kendisi mücadele etsin.
Başarılı insanların hayat hikâyelerinde rastlanan en kelime MÜCADELEDİR.
Mehmet Faik KAYAGİL
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|