meblogo_2.jpg
 

Twitter

Nihan Dilan CANTÜRK

Nihan Dilan CANTÜRK
BENİM TRABZON'UM
 
Diğer Yazıları

Muhammet Enes TOPALOĞLU

Muhammet Enes TOPALOĞLU
Tarih, Unutulunca Tekerrür Eder; Unutmamak İçin Okumak
 
Diğer Yazıları

Gönül Nur DEMET

Gönül Nur DEMET
GÜNAYDIN
 
Diğer Yazıları

Hilal GÜNGÖR

Hilal GÜNGÖR
İLKBAHAR BİR BAŞKADIR
 
Diğer Yazıları

Bilim Kampımızı Destekleyenler

TRABZON VALİLİĞİ

TRABZON BELEDİYESİ 

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 

AKÇAABAT KAYMAKAMLIĞI

AKÇAABAT MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

TRABZON TİCARET ve SANAYİ ODASI

KARAYOLLARI BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 

TRABZON DEFTERDARLIĞI

 

 

 

 

 

 

 merve_salci

 

Ulusal ve Uluslararası Yarışmalarda

Ödül alan Resimler TIKLAYIN

ANASAYFA arrow REHBERLİK arrow AİLE REHBERLİĞİ arrow 7-11 YAŞ) OKUL ÇAĞI ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
7-11 YAŞ) OKUL ÇAĞI ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ Yazdır E-posta

Okul çağı çocuğun aile yuvasından çıkıp dış dünyaya açıldığı toplumsal çevreye iyice karıştığı çağdır. Okul çağı çocuğunun gelişim özelliklerini bazı başlıklar altında toplayabiliriz.

1) Bedensel Büyüme ve Gelişme
İlköğrenimin ilk kademesindeki çocuklar rahatlıkla koşar, yürür, tırmanır, bisiklete binme gibi becerileri kolaylıkla kazanır.
 

Okul öncesi dönemde başlayan büyüme hızındaki düşme, on-on bir yaşlarına kadar süregelir. Erkek çocukları ortalama 127 cm iken, on yaşlarına geldiklerinde 138 cm’yi bulur. Kızlar erkeklerden 4-5 cm kısadır. On yaşlarına doğru vücut kimyasındaki farklılaşmalara bağlı olarak özellikle kız çocuklarında ani bir boy artışı olur. Erkekler 9-10 yaşlarına kadar kızlardan biraz daha uzun ve daha iri bir bedene sahip olmalarına karşın 4.-5. sınıflarda kızlardan daha ufak bir görünüme sahiptirler.
2) Zihinsel Gelişme
Çocuk ilkokula başladığında mantıklı bir düşünceden yoksundur. Ancak ilkokul yıllarındaki eğitim ve öğretim etkinlikleri çocuğun ‘’somut düşünce’’ye geçişini kolaylaştırmaktadır. Somut düşünce; çocuğun gözüyle görebildiği, duyu organlarıyla temas edebildiği eşya ve olaylar üzerindeki çok boyutlu bir mantıksal düşünce şeklidir. Somut düşünme evresinde çocuk, somut bilgileri düzenli ve mantıklı olarak işleyebilir. Gördüğü nesne ve olaylara ilişkin akıl yürütebilir. Bu evrede mantıksal düşünmenin yanı sıra sayı, zaman, mekan, boyut, hacim, uzaklık kavramları yerleşmeye başlar. Okul çağındaki bir çocuğun düşünüşünün başlıca özellikleri ‘’gruplama’’ yeteneğine sahip oluşudur. Bundan ‘’sınıflama, sıralama, serileme, değişmezlik, sayı ve mekan’’ kavramları oluşur. Somut işlemler dönemi adını alan bu evre, zihinsel işlem yapma yetneğinin henüz gelişmediği işlem öncesi düşünce ile, mantık işletme yoluyla muhakeme yapılabilen soyut düşünce arasında bir geçiş dönemi olarak kabul edilebilir. İlkokul çağındaki çocuklar kararlarını oluştururken, gözlemlerden ve mantıksal sonuç çıkarmalardan daha çok yararlanır, doğrudan yaşadıkları deneyimlere daha az bağımlı kalırlar.

İlkokulun son yıllarına doğru çocuğun zihinsel süreçlerinde niteliksel bir değişim görülür. O, artık eşya ve olayların görülmeyen  yanlarını da içine alan bir düşünme biçimine kavuşur. 11 yaş dolaylarında başlayan somut düşünme; belli, özgül örneklerin ötesine geçerek veya bunlardan ayrı olarak genel kurallar bağlamında düşünebilmek anlamına gelir. Atasözleri uygun ir soyut düşünce örneğidir; çünkü atasözü, içinde geçen sözcüklerin gerçek anlamlarına değil daha genel bir ilkeye değinir. Sayılar için kullanılan simgeler de soyut düşünceye örnek oluşturur. ‘’10’’ simgesi  on birimlik bir nicelik bildirir. Sözcükler  yine başka bir soyut düşünce biçimidir çünkü gerçek nesneleri simgelemelerine karşın bu nesnelerin kendileri değildir. Bu evrede çocuk, nesneyi ve olayı görmeden bunlar hakkında düşünebilir ve kavram geliştirebilir. Kendi düşüncelerini eleştirmeye ve bunların üzerinde düşünmeye başlar.
Yetişkinliğin düşünüş biçimi olan soyut düşünebilme, çocuklar için oldukça önemli bir gelişimdir. Soyut düşünce, çocukların kendi dünyalarını daha karmaşık biçimlerde anlamalarını sağlar. Mantıksal sonuç çıkarmaları, dikkati yoğunlaştırma yetenekleri, dikkat ve bellek kapasiteleri esaslı ölçüde artar. Çocuklar bu yaşlarda, özel deneyimlerine dayanarak sebep-sonuç ilişkileri kurmaya  ve genel ilkelere ilişkin ilkelere ilişkin görüş geliştirmeye başlarlar. Soyut düşünce, çocukların bir eylemde bulunmadan önce hareketlerinin öngörülebilen olası sonuçlarını göz önünde bulundurmalarına yardımcı olur. Bu gelişim sonucu, başka bir çocuğun davranışının ne tür sonuçlar getirdiğini gözlemleyip benzer biçimde davrandıklarında aynı sonuçların kendileri için de geçerli olabileceğini anlayabilirler. ‘’Ayşe hiç bakmadan  piknik masasından yere atladı ve alnı kesildi. Ben de piknik masasından hiç bakmadan atlarsam; aynı şey benim başıma da gelebilir. Atlamadan önce bakmalıyım’’ gibi düşünebilirler.
İlkokulun son yıllarına doğru çocuklar, özel bir davranışın ardında çeşitli olası neden veya açıklamaların bulunabileceğini anlarlar. Kendi görüşlerinin olabilecek tek görüş olduğu düşüncesinden, insanların farklı algıları, farklı duygusal tepkileri ve değişik güdülenimleri olabileceği anlayışına geçerler.
3) Benlik Gelişimi
Benlik, bireyin fiziksel ve sosyal çevresiyle olan etkileşimleri sonucu kazandığı bir takım kişisel duygu, değer ve kavramlar sistemidir.

Lawrence’ın tanımına göre benlik kavramı, bir bireyin zihinsel ve fiziksel özelliklerinin toplamı ve bu özelliklere göre kendini değerlendirmesidir.
Benlik kavramı, bir çocuğun sadece kedi ile ilgili değil, çevresi yani annesi, babası, öğretmenleri, arkadaşları hakkındaki düşüncelerinden ve ona karşı olan davranışlarından da etkilenir. Çocuktaki benlik kavramı aynı zamanda çevresinde gelişen ve yaşamındaki insanlarda oluşan değişikliklerden de etkilenir. Mesela okulunu değiştirmek zorunda kalan bir çocuk düşünelim. Yeni bir ortam, yeni arkadaşlar, yeni bir öğretmen. Bu çocuğun gizli kalmış sanatsal bir yeteneğini yeni öğretmeni ve arkadaşları keşfedebilir. İyi resim yapan, boyama tekniğine sahip olan çocuk bunun farkında değilse de yeni resim öğretmeninin ona güzel resim yaptığını söylemesi çocukta ‘’iyi resim yapabiliyorum’’ ifadesini bilincine yerleştirmesini sağlar. Olumsuz bir durumla da karşılaşabilir. Bir okul değişikliği ile çocuk artık takımdaki en iyi futbol oyuncusu olmadığının farkına varabilir.
Benlik imajı, kendini nasıl gördüğü, yani algıladığı benliği,  ideal benliğine yaklaştıkça benlik saygısı gelişir.

Benlik saygısı, bireyin ne olduğu ile ne olmak istediği arasındaki farka ilişkin duygularını gösterir. Kendi benlik kavramını beğenmesi, onaylaması, kendinden hoşnut olmasıdır.

Son çocuklukta, bir çocuk ailesi dışındaki çevresinde kendini  kanıtlayabilmesi için okulda başarılı olmak ve akranlarıyla iyi bir şekilde iletişim kurmak gibi kendisi hakkındaki olumlu bir duyguya ihtiyaç duyar. Bu yaştaki kendini algılayışı, onun çocukluk ve yetişkinlik dönemi boyunca başarısı, sosyal etkileşimi ve duygusal durumu üzerinde önemli bir etki olacaktır.

Genelde bir çocuk, kendisini başarılı hissetmesini sağlayacak, başarılı olamadığı zamanlarda iyi olduğu konusunda olumlu düşünmesini sürdürmeye yarayacak etkinlikler ve etkileşimler arar. Yüksek benlik saygısına sahip olan bir çocuk kendisini, gerçekçi hedefler koyabilen  ve bunlar gerçekleştirebilen yeteneklim bir birey olarak algılayacaktır. Düşük benlik saygısı olan çocuk okulda  ve hayatının geri kalanında kapasitesinin daha altında başarılar hedefleme eğiliminde olacaktır. Düşük benlik saygısının nedenleri, kendini daha başarısız hissetmek, diğer insanlarla iletişimi iyi kuramama ve bunun sonucunda çocukta utanç duyma duygusunun gelişmesi. Bu tür düşük benliğe sahip olan çocuk arkadaşlarından  taktir toplama gibi bir tutum sergileyebilir. Diğer arkadaşlarının özelliklerini taklit edebilir. Daha başka nedenler de olabilir. Fiziksel bir engeli olma, kronik bir hastalık, öğrenme güçlüğü gibi. Fakirlik, kayıtsız ebeveyn, alkolizm ve yoğun kardeş rekabeti gibi çevresel baskılar. Bu çocuklarda ana-babalarının desteğiyle yüksek benlik duygusunu geliştirebilir.
Okul çağındaki bir çocuğun benlik kavramının büyük bir bölümü akranlardan sağlanan geri bildirimlere bağlı olsa da hem aile içi hem de aile dışındaki yetişkinlerle arasındaki olumlu ilişkiler çocuğun benlik değerini geliştirebilmesinde önem taşır.

Yüksek Benlik Saygısını Meydana Getiren Öğeler
Düşük benlik saygısı olan çocuklar başarısızlık nedenlerini dış etkilere bağlarlar. Mesela; ‘’Kötü bir gün geçirdim. Öğretmen benden hoşlanmıyor. Öğretmenim ayrımcılık yapar.’’ Diyen çocuk kötü geçen bir günün sorumlusu olarak öğretmenini gösterir.
Aynı durumda olan 2 çocuğun duruma bakış açısına bakalım.
Bir çocuk: Matematik sözlüsü yine kötü geçti. Sorumlusu hep öğretmen. Bana taktı bir kere, hep zor sorular soruyor.’’
Diğer çocuk: ‘’Matematik sözlüsü kötü geçti. İyi çalışamadığım yerlerden geldi. Gelecek sınava daha iyi hazırlanırım.
Aradaki fark, biri sorumluluğu kendine yüklerken, diğeri öğretmenini suçlamaktadır.
Yüksek benlik saygısı olan çocuk, başarılarını büyük ölçüde kendi emeği ve becerisi olarak görür. Başarısızlıkta daha iyisini yapmak ister ve hatalarını kabullenir.
Düşük benlik saygısına sahip çocuğa ana babası müdahale edebilir. Çocukların kendilerine olan güvenlerini sağlamaları, onların neleri yapabildiğini göstermeleri için fırsat tanımalılar, onları cesaretlendirmeliler.
Aile kendi isteğine göre çocuğun başarılarını değerlendirmemelidir.

4) Okuma-Yazma ve Aritmetik Becerilerinin Kazanılması
Okul çağındaki çocukların bu 3 temel beceriyi kazanmaları en önemli görevleridir. Bu dönemde çocuklar düşündükleri ve merak ettikleri becerileri öğrenmeye başlar. Düşündüklerini eyleme geçirmek isterler. Mesela; resimli öykü kitaplarını okuyabilmesi, yazı yazmayı öğrenmesi, sayıları toplayabilmesi...
Okuma Becerisinin Gelişimi
Okumayı öğrenirken çocuğun yazıları parmaklarıyla izlemesi, dudağını hareket ettirmesi, yüksek sesle okuması, kelimeleri okumadan önce harf harf veya hece hece okumasının önlenmesi gerekir. Bu davranışlar alışkanlık haline gelir ve hızlı okumayı engeller.
Okumada en etkili faktör görsel ve işitsel dil merkezleri arasındaki ilişkinin iyi bir şekilde gelişmesidir. Böylece yazıyı bütünüyle okumak ve anlamak mümkün olur.
Yazma Becerisinin Gelişimi
Yazma becerisi için; eli kullanabilme yeteneği, gelişmiş bir görme yeterliliği, dikkati yoğunlaştırma gerekir.
Okula başlamadan önce çocuk çizim-resim yapma, boyama, şekil tamamlama gibi etkinliklerle eli kullanma yeteneğini geliştirir.

Sayı Kavramının Gelişimi
3 yaşındaki çocuk büyüklük karşılaştırmaları yapar. 4 yaşındaysa sayma becerisini kazanmaya başlar. Ana sınıfta 1’den 10’a kadar sayabilir, bozuk paraları tanır.

5) Okul Çağındaki Arkadaş İlişkileri
Okul yaşamının heyecanlı yönlerinden biri, yeni arkadaşlıklar kurmaktır. Çocuk başkaları tarafından sevilmek, oyunlara ve etkinliklere kabul edilmek ve değer verilmek ister.
Okul çağı çocuğu, kurduğu arkadaşlıklar sayesinde aile biriminin ötesinde ufkunu genişletir, dış dünyaya ilişkin deneyim kazanmaya başlar, benlik imajı oluşturur ve bir sosyal destek sistemi geliştirir.
Arkadaş beğenisinin önem kazandığı son çocukluk dönemlerindeki 8-12 yaşlar arasındaki dilim, ‘’gruplaşma dönemi’’nin ön hazırlayıcısı olarak ilinir. Takıma bağlılık ve onun içindeki işbirliği, bireysel yarıştan üstün gelebilir.
Okul çağındaki kurallar ve sosyal roller giderek önemli hale gelir ve sosyal etkinliklerde cinsiyet farklılıkları daha belirginleşir. Çocuklar okul yaşına eriştiklerinde arkadaşlarının kalıcılığı da artar  ve kızlar  daha sınırlı sayıda çocukla daha kuvvetli ilişkiler kurarken, erkekler daha fazla sayıdaki çocukla arkadaşlık ederler.
Bu evre boyunca, akranlarla arkadaşlıklar oldukça önemli hale gelir. Çocuklar  yaşıt arkadaşlardan  oluşan destekleyici bir gruba uyum sağlamak ve yeterli sosyal becerilere sahip olmak, çocuğun yüksek benlik saygısına ulaşmasında oldukça önemli bir yer tutar.
Rekabet etmek doğal ve değer taşıyan bir güdülenimdir, ama diğer çocukların başarıları ile yeteneklerinin akla uygun bir biçimde kabul edilmesiyle daha ılımlı  hale getirilmelidir. Herhangi bir yarışma ortamıyla karşı karşıya kaldıklarında, bazı çocuklar eleştirilme veya reddedilme riskini azaltmak amacıyla etkileşime girmekten kaçınırlar. Aşırı yarışmacı tutum ile aşırı çekingen davranışın her ikisi de, doğal olarak rekabete özendiren bir sosyal çevrede benlik saygısını korumaya yönelik girişimlerdir ve çocuklar için olumsuz sonuçlar doğurur.
Bu iki tarza ilişkin akranlardan gelen ve zaman zaman sert olabilen geribildirimler çocukların yaşantılarınca nelerin kabul görüp nelerin görmediğini öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bununla birlikte, gereğinden fazla veya sürekli yapılan eleştiri yada reddetme yıpratıcı olup zarar verebilir.
Çocuğun olaylara başka birinin görüş açısından bakabilmesi, başka bir insanın tutum, duygu ve güdülenimlerine ilişkin anlayışına dayanarak kendi davranışlarını düzenleyip çevresine uyum sağlamasına fırsat verir. Bu bilişsel gelişimler; sosyal becerilerin ve etkili kişisel ilişkilerin temelini oluşturan iki yeterliliği, çocuğun duygudaşlık kapasitesini ve sosyal yargıda bulunma gücünü artırır.
Çocuklar çoğunlukla kendileriyle aynı cinsten oyun arkadaşlarıyla ilişki kurmaya özen gösterirler ve bu tercih erkeklik-kadınlık kavramlarını geliştirmelerine yardımcı olur.
7-11 yaşları arasında arkadaşlıklar kurmak, son çocukluk döneminin en önemli görevlerinden biridir ve bu hayatları boyunca devam edecek sosyal bir beceridir. Gelişimsel olarak okul çağı çocuğu daha karmaşık ilişkiler geliştirmeye hazırdır. Giderek, duygu v düşüncelerinden daha çok haberdar olmaya başlar. Zamana ilişkin geçmiş, şimdiki  zaman v gelecek kavramlarını daha iyi anlar. Bu yaşta  artık aileye eskisi kadar bağlı olmadığı gibi kendine dönük ilgileri de azalmıştır. Artık arkadaşlık konusunda akranlarına  daha çok güvenmeye, arkadaşlarıyla birlikte okul öncesi döneme kıyasla daha fazla zaman geçirmeye başlar. Günden güne birbirleriyle çocukluk döneminin zevklerini ve hayal kırıklıklarını paylaşırlar.
Bu ortak gelişim özelliklerine rağmen, çocukların sosyal becerileri geliştirme oranları birbirinden farklıdır. Ayrıca bazıları arkadaşlara diğerlerinden daha fazla arzu ve ihtiyaç duyarlar. Bazı çocuklar zamanlarının çoğunu kendi başlarına, aile üyeleriyle veya sadece tek bir ‘’en iyi’’ arkadaşla geçirmek konusunda oldukça memnunken, diğerleri grup halinde bir çok arkadaşlıklar kurmayı yeğler. Ortalama bir okul çağı çocuğunun yaklaşık beş yakın arkadaşı vardır. ancak, çocuğun tercihleri ve ihtiyaçları seneden seneye ve hatta aydan aya değişebilir.

Neden Bazı Çocukların Arkadaşları Yoktur?
Okul çağı çocuğu beğenilmek ister. Ancak bazıları arkadaşlık kurmayı öğrenmek konusunda daha yavaştır. Bir kısmı da arkadaşlık kurmaya istekli oldukları halde gruplardan dışlanmış olabilir. Dışlanmalarında veya itici bulunmalarında çeşitli bireysel özellikler rol oynayabilir.
Çocukla İlgili Etkenler
- Mizaç özellikleri (utangaçlık, saldırganlık gibi)
- Dikkat problemleri/hiperaktivite
- Öğrenme güçlükleri
- Sosyal beceri problemleri
- İletişim becerileri ile ilgili güçlükler
- Fiziksel, duygusal veya bilişsel gelişimde görülen gecikmeler
- Fiziksel engel veya itici fiziksel görünüş
- Kronik hastalıklar, okul  devamsızlığı
- Duygusal güçlükler (depresyon, düşük benlik saygısı)
- Çocuğun yalnız kalmayı tercih etmesi
- Çocuğun sosyal doyumunun ve arkadaşlık ihtiyacının büyük bir ölçüde aile bireyleri tarafından  karşılanıyor olması
- Sahip olduğu kültürel değerlerin akranlarınınkiyle uyuşması
 
Aileyle İlgili Etkenler
- Anne-babanın tutumu
- Anne-babanın çocuğun arkadaş seçimi konusunda aşırı eleştirici ve olumsuz olması
- Ana-babanın yetersiz sosyal becerilere sahip olması
- Ana-babanın ruh sağlığının bozuk olması
- Ana-babanın madde bağımlısı olması
- Ana-babanın eğitiminin şiddet içermesi
- Ana-babanın aşırı derecede koruması
Çevresel-Sosyal Etkenler
- Ailenin kırsal, izole bir bölgede yaşaması
- Evin okula uzak bir yerde olması
- Civarda az çocuğun bulunması
- Ailenin ekonomik açıdan sıkıntı yaşaması
- Ailenin kültür veya dile ait farklılığının bulunması
- Toplumun çocukları bir araya getirmek ve toplumsallaştırmak için olanak veya programlarının yetersiz kalması
- Çocukla akran grubu arasında giyiniş, davranış ve diğer farklılıkların bulunması.

Son Çocuklukta Kritik Yaşlar
Altı Yaş
Son çocukluk dönemine giren çocuk, 6 yaşına geldiğinde, 2.5 yaşındayken görülen olumsuz evrenin özellikleri görülür. Dengesiz, kurallara karşı isyankar bir davranış içine girer.
6 yaşında çocuk tembel ve kararsız bir görünümdedir. Bir şeyin olumlu ve olumsuz iki yüzü arasında gelip gider.
Bu yaş bir geçiş dönemidir. Bedensel ve psikolojik olarak değişiklikler gözlenir. Süt dişlerinin dökülmesi, kaba kulak, burun-boğaz hastalıklarının sıkça rastlanması...
Çocuğun okula başlamasıyla birlikte çocuk bireysel bir oyun yerine, grup oyununu tercih eder, ailesinden daha sıkı ilişkiler kurmaya başlar.
On Yaş
10 yaş, gelişimin dengelendiği bir çağdır. Bu yaşta çocuklar, isteyerek ve devamlı yerler. Belirli bir saatte yatmak istemezler. Uyumadan önce radyo dinler, kitap okur, kendisiyle ilgili hayal kurar.
Çocuk ben merkezci değildir. Annesi, öğretmeni ve arkadaşlarıyla yakın ilişkiler kurar. Ailesini sever, benimser ve genellikle birlikte yapılan her şeye katılır.
 
< Önceki   Sonraki >
CSS Valid XHTML Valid
Designed by RocketTheme