|
- Bir litre zeytinyağı.
- Nerede? Hah, sirkelerin yanında… Hooppp sepete…
- Zeytinyağına bir çizik… Şimdi sırada yumurta… Sütlerin yanında olacaktı.
Liste hayli kabarık. Gözler raflarda… Rafların arasında dolaşan herkesin elinde büyük küçük bir liste.Babamla bayram alışverişindeyiz. Her bayram, mahallemizdeki ana caddenin sonundaki büyük markete alışverişe gideriz. Herkeste tatlı bir telaş, hazırlıklar…
Bu bayram da her zamanki gibi bütün akrabalar, bütün dostlarla bir araya geleceğiz. Ayşe teyzem, Muzaffer amcam, kuzenlerim ve tabi ki ta Sivas’tan her bayram bize gelmesine rağmen sadece birkaç gün kalabilen, ama en bol harçlığı veren Ercan dayım; babamın yakın iş arkadaşları, annemin can ciğer ahbapları...
Bayramın ilk günü herkes erken kalkacak. Erkekler on on beş adım ötedeki caminin yolunu tutacaklar. Annelerse son hazırlıklarını tamamlamakla meşgul olacak. Erkek çocuklar, anneleri ütülerken başlarında durdukları pantolonlarını; kızlarsa, fırfırlı ve pullu eteklerini çoktan giymiş olacaklar. Babamların arife günü getirip bahçeye bağladıkları kurbanlığı meraklı gözlerle seyredeceğiz. Her küçüğün içinde yine de kesilmeseydi düşüncesi olacak.
Daha sonra sıra çocukların en sevdiği bölüme gelecek: bayramlaşma ve harçlık. Camiden gelen büyükler evin kocaman oturma odasında dizilecekler. Küçükler sırayla her birinin elini öpecek ve beşlikleri onlukları ceplere indirecekler. Herkes birbiriyle bayramlaşacak ve iyi dileklerini iletecek. Daha sonra her bir çocuk bir köşeye çekilip harçlıklarını sayacak. Seninki daha fazla, yok benimki daha fazla yarışına girişecekler. Onlar bu dalaştayken bu curcunaya bir de kurbanlığın kesimi heyecanı eklenecek. Dışarıda bahçenin evden en uzak yerinde kurbanlık Sarıkız tekbir sesleriyle kesilecek. Daha sonra etler ayıklanıp poşetlere konacak ve tüm fakir fukaraya, ihtiyaç sahiplerine dağıtılacak. Bütün bunlar yapılırken etin bir kısmından alelacele kavurma pişirilecek ve hemencecik bir sofra kurulacak. Hepimiz aynı sofranın etrafına oturup, neşeyle o nefis, lezzetli etlerden yiyeceğiz. Asıl ziyafet akşamleyin verilecektir. Şimdi konu komşu ve akrabalarla bayramlaşma vaktidir. Hemen ziyaretler başlayacak. Evin büyükleri evde kalırken anne, baba, hala ve dayılarımızsa yakın dost ve akrabaları ziyaret edecekler. Bu ziyaretlere çocuklar da katılacak ve verilen çikolataları, şekerleri büyük bir iştahla midelerine indirecekler.
Akşam olduğunda ise evin büyük odasında koyu bir sohbet başlayacak ve bu sohbet akşam yemeğinde de devam edecek. Hiçbir zaman kolay kolay yemek beğenmeyen kuzenim Esra bile boşalan tabağına bir daha, bir daha isteyecek. Ta ki televizyondaki bayram programı başlayana kadar… TRT’deki bu programları izlemek bizim aile için artık âdet olmuştur. Herkes televizyonun karşısına kurulacak. Büyüklerin ellerinde çaylarını yudumlarken, küçükler de bir yandan oyun oynayıp bir yandan da meraklı gözlerle televizyonu takip edecekler.
Bu güzel bayram günlerinde tatlılar, börekler açılacak, sırf bayram için saklanan turşular ortaya çıkacak, en güzel yemekler hazırlanacak. Evler rengârenk bir neşeye bürünecek. Bizlerin de hayatımız boyunca bu coşkunun bir parçası olmamız ne güzel… Dünyadaki tüm Müslüman evlerde bu tatlı telaş, bu mutluluk var olduğu düşüncesiyle akşamın bu saatinde içimdeki bayram coşkusu bir kat daha artacak. Tıpkı lokum üzerine lokum yemek gibi…
- Hah! Nerede kalmıştık?
- Bir kilogram biber.
- Sebze reyonu şu taraftaydı değil mi?
.
.
.
.
NİHAN DİLAN CANTÜRK
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|