|
ÖZGÜRLÜKÇÜ ÖĞRENME
Eğitimde öğrencilerin hak ve özgürlüklerinin neler olduğu, bunların nasıl korunabileceği ve geliştirilebilmesi için ne yapılması gerektiği gibi konular uzun zamandır tartışılmaktadır.Eğitimin temel bir yurttaş hakkı görülmeye başlamasından bu yana,bireylerin kendi eğitimleri üzerinde söz sahibi olmaları gereği vurgulanmaktadır.
Tarihsel dönemlerde eğitimin nasıl biçimlendiğine bakıldığında bunu daha yakından görmek olanaklıdır.
-İLKEL TOPLUMLARDA eğitim çok sistemli değildir. Törelere dayalı bir eğitim uygulaması vardır.İleri gelenlerin gözetiminde ve yerleşik kültürün öğrenilmesi olarak gerçekleşmiştir.
-KÖLECİ TOPLUMLARDA eğitim hakkı yalnızca Soylulara özgü olmuştur.Bu dönemde eğitim seçkin bir kültürün Soylu aile çocuklarına kazandırılması olarak görülmüş, Soylu aile çocuklarına savaşmayı,güzel sanatları,ticareti ve söylev vermeyi öğretmişlerdir.
-FEODAL TOPLUMLARDA eğitim uygulamaları, genelde kilisenin denetiminde olmuştur. Kilise ve Manastırlarda eğitimci olarak din adamları görev yapmıştır.
-KAPİTALİST TOPLUMLARDA eğitim, kitlesel bir nitelik kazanmıştır. Kitlesel üretim olgusu, eğitim alanlarında geçerli olmuştur.Toplum yaşamı herkesin belirli bir düzeyde eğitim almasını gerektirmiştir.Komutları anlayabilmek,makineleri çalıştırabilmek için emekçilerin, çalışanları yönetebilmek,üretilen malları satabilmek için sermaye sahiplerinin de eğitim alması zorunluluk olmuştur.Bunun uzantısı olarak Öğretmen ve okul kavramları ortaya çıkmıştır.Sınıftaki eğitim öğretmen merkezli olduğu için öğrencilerin gereksinimlerine yanıt vermekten hızla uzaklaşmıştır.
ÖZGÜRLÜKÇÜ ÖĞRENMENİN DAYANDIĞI İLKELER
Özgürlükçü eğitim uygulamalarının amacı, öğrencilerin bütünlük içinde ve çok yönlü gelişimlerine katkıda bulunmaktır. Bu yapılırken,öncelikle öğrencilerin GİZLİ GÜÇLERİ ortaya çıkarılır ve onların kendini gerçekleştirme çabalarına yardım etme anlayışı benimsenir.Dolayısıyla özgürlükçü öğrenme ilkeleri,eğitsel süreçlerin tümüne ilişkin olmak zorundadır.Bu ilkeler şunlardır.
1-Öğrenme sürecinde en önemli öğe, öğrencinin kendisidir. Öğrenmede temel sorumluluk öğrenciye aittir.Öğretmenin görevi ,öğrenciye yardım etmektir.
2-Öğrenme,ancak bilinçli ve istekli bir çabayla gerçekleşebilir.Öğrencinin etkin bir katılımı olmadan yapılan eğitim yalnızca bir gösteriden ibarettir.Bu nedenle, öğrencilerin gereksinim ve istekleri dikkate alınmalı,katılımları için uygun ortam sağlanmalıdır.
3-Öğrenme sürecinde her dakika önemlidir.Akıp giden zamanın yinelenmesi söz konusu değildir.Zaman paylaşımında ,öğretmenin değil,öğrencilerin ağırlığı olmalıdır.
4-Hiç kimse başkasının öğrenmesine engel olamaz.Sınıf çoğulcu bir ortamdır.Herkes değişik ilgi alanlarına ,yetenek düzeylerine ve değişik öğrenme biçimlerine sahip olabilir.Tüm öğrenciler birbirlerinin yaşam alanına girmeden karşılıklı etkileşim içinde olmalıdır.
5-Öğretmen ve öğrenciler arasındaki ilişki,bir ortaklık ilişkisidir.Diyalog şarttır.herkes hem öğretmen,hem öğrenen rolündedir.Özellikle öğretmenler,öğrencilerinden öğrenmeye hazır olmalı ve bunu bir kişilik özelliği haline getirmelidir.
6- Bilgi entelektüel bir süs değil,yaşamı zenginleştirmenin bir aracıdır.Öğrenciler bazı konuların içsel değerlerini göremeyebilirler.Öğrencilerin anlamsız bulduğu konular zorla öğretilemez.
7-Öğrenmeyi öğrenmek,herkes için gerekli bir anahtardır.Öğretmenin görevi ,danışman ya da yönlendirici olmaktır.Öğretmen öğrencilerini sürekli balıkla beslemez,onlara balık tutmayı öğretir.öğretmen her öğrenciyi yakından izlemeli ve gerektiğinde bireysel yardım sunmalıdır.
8-Herkes aklını kullanma hakkına sahiptir.Öğretmen,bu hakkı eğitimin temeli olarak görür ve öğrencilerin kendi akıllarını daha iyi kullanabilen insanlar olmalarına yardım etmeye çalışır.
9-Coşku duymadıkça, öğrenme gerçekleşmez. Her öğrenme deneyimi yeni bir girişimdir. Öğrenen insan bilgiyi paylaşarak çoğaltır.
10-Öğrenme nefes alma gibidir. Her öğrenme çaba ister, şansa bırakılamaz.Bir başka deyişle,öğrenme,öğrenci için başkalarının yapabileceği bir şey değildir.
11-Öğrenme tıpkı yaşam gibi, karşılıklı sorumluluk ister. Öğrenme toplumsal bir etkinliktir. Herkes birbirinin öğrenmesi için karşılıklı sorumluluk duygusu içinde davranmalıdır.
12-Gizli güçler, öğrenmede başarı için sağlam bir alt yapı oluşturur.Öğretme-öğrenme süreçlerinde öğrencilerin bireysel gizli güçlerini açığa çıkarmaya dönük etkinliklerin yaşamsal bir değeri vardır.Bu açıdan ele alındığında eğitim,işlenmemiş potansiyelden,işe yarar kapasite yaratmaktır.
13-Öğrenmede bireysel farklılıklar, özgürlüğün besleyicisidir.Etnik köken,cinsiyet,yaş,dil,sosyo-ekonomik konum gibi özellikler çok değerli zenginlik kaynağıdır.Sınıf aslında bir salata tabağı gibidir.Herkesin rengi,tadı,kokusu salataya ayrı bir güzellik katar.Bu nedenle öğrenciler birbirine benzetilmeye çalışılmamalı;tersine “bütünlük içinde çeşitlilik” özendirilmelidir.
14-Her öğrenci kendisiyle gurur duyma hakkına sahiptir. Öğrencilerin kişiliği farklı etkenler altında ve öğrencinin istemi dışında biçimlenmiş olabilir.Dahası her öğrenci değişik toplumsal/kültürel değerleri temsil edebilir.Bu aslında sınıftaki tüm öğrencilerin yararına bir durumdur.Yanlızca bu nedenle bile,öğretmenler öğrencilerini aşağılama,küçümseme,utandırma,yıpratma ya da önemsizleştirme gibi davranışlardan kaçınmalı ve her öğrenciye kendi kimliğiyle gurur duyabilmeyi öğretmelidir.
15-Öğrenciler,bağımsız davranabildikleri ölçüde özgürleşirler.Başkalarınca sürekli korunan öğrenci bağımsız davranmayı öğrenemez.Böyle bir öğrencinin düşünmesi,özgür bir görüş belirtmesi,geliştirmesi ya da kişisel görüşlerini açıklayabilmesi kolay değildir.
Bütün bunları topluca değerlendirdiğimizde açıkça görülmektedir ki ÖZGÜR EĞİTİM kendini bulma ve geliştirme çabasıdır.
Öğretmenler olarak görevimiz, Öğrencilerimizi SAYGIN ve DEĞERLİ birer DÜNYA YURTTAŞI olarak yetiştirmek ve tüm eğitsel uygulamaların merkezine koymaktır.
|