|
Sımsıcak güneşin altında parlayan
yemyeşil bir yayla. Rengârenk çiçeklerle kaplı... Otların üzerindeki çiğ
damlacıkları güneşle oynaşıyor. Taze çimen kokusunu yaylada bulunan herkes
alabiliyor. Yakın bir yerden şırıl şırıl akan buz gibi bir kaynak suyu çıkıyor.
Bu yaylanın hemen bitiminde hayat dolu bir orman başlıyor. Ağaç gölgeleri
alabildiğince serin. Yaprakların hışırtısını dinleyip, pofuduk kuyruklarını
sallayarak meşe palamudu aramaya çıkmış kahverengi sincaplar... Bu ormanın kuzeybatısından
bir dere geçiyor. Dereye kıyıdan bakıldığında, ara sıra suda zıplayan küçük
balıkları görebiliyorsun. Balıklara sevinç ve şaşkınlıkla “Merhaba” dedikten
sonra, gözlerin suyun hemen altında yüzen yosunlara takılıyor. Dibindeki kum
ise altın sarısı. Bu büyülü ortamdan başını gökyüzüne çevirdiğinde, bulutsuz,
masmavi bir gök karşılıyor seni. Kuşlar neşeyle şarkılar söylüyor. Güneş
sıcacık bir gülümsemeyle içimizi ısıtıyor. Kelebekler birbirleriyle yarışıyor. İçin
huzurla doluyor. Bu masal aleminden aşağıya doğru indiğinizde bir cennet
bekliyor sizi. Trabzon şehri...
Modern,
gelişmiş bir şehir. Sokaklarında koşuşturan insanları var. Fakat bu insanlar
hem kendilerine, hem topluma, hem de yaşadıkları çevreye saygılı. Kimse
kendisine çarpan bir çocuğa bağırmıyor. Canı istediği için yere tükürmüyor. Yaşadıkları
yerin kıymetini biliyorlar. Yaşadıkları ve yeni nesillerinin yaşayacakları yeri
seviyorlar. Her zaman daha iyisi için çalışıyorlar. Evlerini, şehirlerine
düzgünce oturtuyorlar. Trafikte kurallara uyuyor, yolda yürürken argo
konuşmuyorlar. Belediyenin yaptığı hizmetlere sahip çıkıyor, hayata pozitif
bakıp, birbirlerine gülümsüyorlar. Doğanın onlara verdiği zenginliklerin değerini
biliyorlar ve doğaya da ona göre değer veriyorlar. Birbirleriyle dürüst ve
ahlaklı iletişim kuruyorlar. Birbirlerini dinliyor ve birbirlerini
yadırgamıyorlar. Teknolojiyi seviyor ve onu gereğince kullanıyorlar. Dünyaya kötü
davranıp sonra arkalarını dönerek “Küresel ısınma” diye haykırarak onu
suçlamıyorlar.
Okuyorlar...Okumanın
da değerini biliyorlar.Kendilerini ve çocuklarını iyi yetiştiriyorlar. Çünkü
çocukları onlar için değerli... Gelecekleri ışık ve umut dolu ....
Kol
kola, omuz omuza vererek hep birlikte yöresel oyunları horonu neşeyle
oynuyorlar. Hepsi sevinç nidaları atıyor. Mutlular. Çünkü birlik ve beraberlik
içinde özlerini yansıtıyorlar.
Balığın
her çeşidine; meyve sebzenin en tazesine; fındığın, çayın, mısırın en
lezzetlisine onlar sahip. Bu yüzden sağlıklı besleniyorlar. Daha uzun yaşıyorlar.Yaşamı
seviyorlar. Sokakları kendilerini yansıttığı için, onlara iyi bakıyorlar… İşte
fark edebildiniz mi? Ben de o sokaklardan birinin başında durup özlediğim bu
Trabzon’u görmeye çalışıyorum.
Nihal Dilan CANTÜRK
(“Hayalimdeki
Trabzon” konulu yarışmada il
birinciliği)
|