ödüllü resimler kataloğu

 

 merve_salci

 

Ulusal ve Uluslararası Yarışmalarda

Ödül alan Resimler TIKLAYIN

DESTEK OLMAK İSTERMİSİNİZ?

 

 

BİLSEM' ler Üstün Yetenekli Öğrencilere bireysel eğitim sunan MEB Bağlı eğitim kurumudur. Bu yüzden farklı donanım araçlarına, farklı etkinliklere ve farklı mekanlarda eğitim sunmayı amaç ediniyoruz. Okul Aile Birliği olarak bu ihtiyaçları en üst seviyede karşılamaya çalışıyoruz. Bize katkı sağlamak isterseniz;

 

Tel  : 462 2300171

Fax : 462 2300171

Banka Hesap No: İş Bankası Mumhane Şb. 7501 349466

İLETİŞİM İÇİN

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Kimler Sitede

0 Kayıtlı (lar) ve 1 Ziyaretçi (ler)
Nobody
ANASAYFA arrow REHBERLİK arrow İKİ FİNCAN KAHVE
İKİ FİNCAN KAHVE Yazdır E-posta

Image Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman  24 saat Kısa gelmeye başlarsa, O zaman kavanoz ve 2 fincan kahveyi hatırlayınız!  Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir.  Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir  mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve  öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,  Öğrenciler ittifakla  kavanozun dolduğunu ifade ederler.

 

 Bir gün bir profesör, masasının üzerinde birkaç kutu olduğu halde felsefe dersindedir.  Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir  mayonez kavanozunu alır ve içerisini tenis topları ile doldurur. Ve  öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,  Öğrenciler ittifakla  kavanozun dolduğunu ifade ederler.
Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece  çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki  boşlukları doldurur.  Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar,
 Onlar da "evet"  doldu derler. Tekrar profesör masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,

Öğrenciler de  koro halinde "evet" derler.

Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, kahve de kumların arasında kalan  boşlukları doldurur.   Öğrenciler gülerler!  Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek "evet" diyerek; Ben "Bu  kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım" der.

Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; dininiz, ibadetleriniz, aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin  için önemli olan şeylerdir. Şayet diğer şeyleri kaybetseniz de, bu  önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.

O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz,  eviniz, arabanız vs.  Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.  "Şayet kavanoza önce kum doldurursanız..." diye, anlatmaya devam eder, "çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına  (yeterli) yer almaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi  ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler  için
vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere  çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sıhhatinize dikkat edin. Eşinizle  yemeğe  çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını  kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. Bu ara bir öğrenci parmağını kaldırır ve sorar;
 
"Pekiyi, o iki  fincan kahve nedir?"
Profesör gülerek: "Bu soruyu sorduğuna sevindim. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar vakit ayırın
!"
 

 
< Önceki   Sonraki >